Pir Sultan Abdal’ın asıl adı Haydar’dır. Sivas ili, Yıldızeli ilçesi, Çırçır Nahiyesi Banaz Köyünde doğan Pir Sultan Abdal'ın doğum tarihi bilinmiyor.
Alevi gelenekleri ve tarikat içinde yetişen ve dört çocuk babası olan Pir Sultan Abdal, bir Bektaşi tekkesinin piriydi. Kanuni Sultan Süleyman'ın padişah olduğu dönemde, Sivas çevresinde boy gösteren Alevi-Bektaşi Safevi-Türkmen kökenli yani Şah İsmail yanlısı Caferi mezhebi olaylarına karışan Pir Sultan, Sivas Beylerbeyi Deli Hızır Paşa'nın emriyle tutuklanmış ve asılarak idam edilmiştir. Ölümünün, 1547-1551 ya da 1587-1590 arasındaki bir tarih olduğu sanılıyor.
Hayati (Şah İsmail), Kul Hüseyin ve Kul Himmet’ten etkilenen Pir Sultan Abdal'ın şiirlerini "aşk, tasavvuf ve kavga şiirleri" diye üç ana gruba da ayırabiliriz. Medrese öğrenimi görmediği için, diğer bazı halk şairlerinin tersine, Divan Edebiyatı’ndan hiç etkilenmeyen Pir Sultan Abdal, Türkçe'yi öyle güzel kullanmıştır ki; Yunus Emre ve Karacaoğlan gibi Türk şiirinin temel taşlarından biri olmuştur. Anadolu’da yaşayan bütün Aleviler Pir Sultan’ı çok sevmişler ve onun hakkında efsaneler üreterek, şiirlerini dilden dile, nesilden nesile
aktarmışlardır.
Bir efsaneye göre Pir Sultan’ın müritleri arasında Hafik ilçesi, Sofular Köyünden gelen Hızır isimli bir derviş varmış. Pir Sultan, Hızır'a demiş ki:
- Gidip okuyacaksın. Paşa, hatta vezir olacaksın. Fakat beni asmağa geleceksin!
Hızır, Pir Sultan’ın iznini alarak İstanbul’a gitmiş ve şansı açılmış, Paşa ve Beylerbeyi olmuş. Pir Sultan Osmanlının zulmüne karşı ayaklandığında, Paşa olan Hızır, isyanı bastırmak görevine tayin olmuş. Pir Sultan, Hızır Paşa tarafından tutuklanıp Sivas Toprak Kalesine konmuş ve idama mahkum edilmiş. Pir Sultan asılarak idam edilince de, Hızır Paşanın adı lanetle anılmaya başlamış.
Derleme ve yorum: Zeki Çağlar
PİR SULTAN ABDAL
GELİN ÖZÜMÜZE SİTEM EDELİM
Gelin özümüze sitem edelim,
Hile ile huda ile hal olmaz.
Hakkın divanına nice gidelim,
Hak katında yalan söze yer olmaz.
Yine gerçeklerden açtık kapıyı,
Bir pirin önünde kıldık tapıyı.
Arı birlik ile yapar yapıyı,
Birlik ile bitmeyende bal olmaz.
Erenler gafletten kalktı uyandı,
Gerçeklerin hünerine boyandı.
Bu yolun içine girdi de kandı,
Gaziler bu yolda hiç vebal olmaz.
Ali kulu olan Hak'tan utana,
Var pazarlık eyle cevher satana.
Bu yolun içinde riya tutana,
Sürün gitsin dört kapıda yer olmaz.
Pir Sultan'ım eydür: Kalbimiz nurdur,
Müminler gözlüdür, münafık kördür.
Erenlerin yolu kadimdir birdir,
Her tepenin başında bir yol olmaz.
Pir Sultan Abdal
SEYRAN EDİP ŞU ALEMDE GEZERKEN
Seyran edip şu alemde gezerken,
Ah bana bir kanlı zalimden oldu.
Yine dilim ile düştüm belaya,
Sabır edemeyip dilimden oldu.
Dedem bahçesinin meyvesin dermiş,
Rehbere mürşide kalesin vermiş.
Arıya bal vermiş belasın vermiş,
Arı ağlar bana balımdan oldu.
Alabilsem şu Yezit'ten ahdımı,
Koç yiğit ellere vermez bahtını.
Yaz gününün boz bulanık vaktını,
Ördek ağlar bana gölümden oldu.
Hep güzeller kaşı yayını yazmış,
Kişi sevdiğinden yârinden azmış.
Kılcı var diye yol sözü kesmiş,
Yolsuz ağlar bana yolumdan oldu.
Pir Sultan'ım eydür: Bu işi n'ider?
Kişi ne ederse kendine eder.
Çağrışıp bağrışıp turnalar gider,
Turna ağlar bana telimden oldu.
Pir Sultan Abdal
CEM-İ ÇİÇEKLERİN HASI
Cem-i çiçeklerin hası,
Ağ gül ile kırmızı gül.
Deli gönül eğlencesi,
Ağ gül ile kırmızı gül.
Demi demi şirin demi,
Gelir geçer dünya gamı.
Talip olmak pirindendir,
İrenk almak gülündendir.
Muhammed'in terindendir,
Ağ gül ile kırmızı gül.
Demi demi şirin demi,
Gelir geçer dünya gamı.
Pir Sultan'ım ey gaziler,
Alnımızda al yazılar.
Talip de Pir'in arzular,
Ağ gül ile kırmızı gül.
Demi demi şirin demi,
Gelir geçer dünya gamı.
Pir Sultan Abdal
ON İKİ İMAM'A UYANLARDANIZ
On iki İmam'a uyanlardanız,
Hakka doğru gider bu yollarımız.
Biz Âl-ü evlâdı sevenlerdeniz,
Hergün tesbih eder bu dillerimiz.
Biatımız aldık biz de uludan,
Mürvet kimden kaldı Hazret Ali'den.
Bizim îkrarımız Kalû beli'den,
Eldedir etekte bu ellerimiz.
Mümin idim münafıktan uşandım,
Miyan beste tarikata döşendim.
Kemer bestelerden kuşak kuşandım,
Pir elinden bağlıdır bellerimiz.
Biz müminiz kalbimizde kara yok,
Bizde yoğa var demezler, vara yok.
Şimden geri ayrılmaya çare yok,
Har elinde açılır güllerimiz.
On iki İmam'ın bizdedir nuru,
Şâh-ı Velayet'in bizdedir sırrı.
Açıktır aynımız, gönlümüz duru,
Sedefli mercanlı gönüllerimiz.
Düzel Pir Sultanım katara düzel,
Biz de ikrar verdik kadim ü ezel.
Bir sevdaya düştük, sevdası güzel,
Vardır türlü türlü hayallerimiz.
Pir Sultan Abdal
HÛ ERENLER BİR MÜŞKÜLÜM VAR BENİM
Hû erenler bir müşkülüm var benim,
Server Muhammed'in nuru nerdedir?
Aşka düştüm gece gündüz yanarım,
Muhammed Ali’nin nuru nerdedir?
Serim verdim erenlerin yoluna,
Gönül arzu çeker cennet bağına.
Ol Muhammed Mustafa'nın nuruna,
Uğrayan mürurun yolu nerdedir?
Yedisi sırdadır, ayandır beşi,
Allah'a malumdur her kulun işi.
Üç yüz altmış altı deryanın başı,
Akan ırmakların gölü nerdedir?
Yalancı dünyanın varın getiren,
Zemheride gonca gülün bitiren,
Güvercin donuna girmiş oturan,
Hünkar Hacı Bektaş Veli nerdedir?
Pir Sultan'ım eydür: Üçler, Yediler,
Yolun kılıncını yolda kodular.
Dil verip de şöyle kılınç dediler,
On iki İmam'ın yolu nerdedir?
Pir Sultan Abdal
HAZRET-İ ALİ'NİN DEVRİ YÜRÜYE
Hazret-i Ali'nin devri yürüye,
Ali kim olduğu bilinmelidir.
Alay alay gelen gaziler ile,
İmamlar'ın öcü alınmalıdır.
Kendini teslim et bu Serçeşme'ye,
Er odur ki yarın senden şaşmaya.
Bin gaziye bir münafık düşmeye,
Din aşkına kılıç çalınmalıdır.
Yeryüzünde kızıl taçlar bürüye,
Münafık olanın bağrı eriye.
Sahib-i zamanın emri yürüye,
Mehdi kim olduğu bilinmelidir.
Çağırırlar filan oğlu filana,
Ne itibar yezit kavli yalana.
Kılıcı Arş'tadır doğru gelene.
Ya ser verip ya ser alınmalıdır.
Pir Sultan'ım eydür: Ey Dede Dehman,
Kendini çevret de ondan gel heman.
İstanbul şehrinde ol Sahib-i zaman,
Tac-ü Devlet ile sallanmalıdır.
Pir Sultan Abdal
DERİLMEMİŞ HAK CEMİNE VARINCA
Derilmemiş Hak cemine varınca,
Görün bakın cem cümleden uludur.
Kov ile gıybeti ele alanlar,
Bencileyin günahkardır, delidir.
Ceme varmak murat almak nihayet,
On iki erkanda okunur ayet.
Vücudun şehrini pak eyle gayet,
Gerçek mumin bu dergâhta velidir.
Erenler yolunu gözle gel otur,
Durma Muhammed'e salavat getir.
Hemen gayret eyle bir gevher götür,
Yardımcımız Şah-ı Merdan Ali'dir.
Güvenenler tevhit ederler rakip,
Ol demde sürülür cümle merakip.
İnanmazsan buyur işte menakıp,
Okuyup yazan evliya dilidir.
Sazımız çalarken, diller söylerken,
Canlar Allah deyip semah dönerken,
Oturan dedeler gülbenk dinlerken,
Gayrı kelam eden şeytan kuludur.
Mümin Müslim diz üstüne gelincek,
Tevhit duası da tamam oluncak,
Hak seven ayağa kalksın deyincek,
Bu da erenlerin güzel halidir.
Herkes sakin olsun yerli yerine,
Mümin Sırat geçer münkir yerine.
Varınca ol Pir Sultan'ın haccına,
Dili bülbül kendi irfan gülüdür.
Pir Sultan Abdal
KADİR ALLAH KULA İHSAN EDERKEN
Kadir Allah kula ihsan ederken,
İner ibadetin eder sabahtan.
Eğer nefse uyup yoldan çıkarsan,
Cenneten bir koku gelir sabahtan.
Cennet ortasında iki gül bitti,
Kondu da dalına bülbüller öttü.
Hakk’ın rahmetleri dünyayı tuttu,
Sicim sicim yağmur yağar sabahtan.
Kaş arasında mürekkep ezildi,
Can dediğin kuştur, tenden üzüldü.
Herkesin kaderi Levh'te yazıldı,
Kimi güler, kimi ağlar sabahtan.
Kadir Allah bilir yoksulu, bayı,
Gecelere vermiş yıldızla ayı.
Türap değil mi insanın hamuru?
İner aylar, günler doğar sabahtan.
Pir Sultan'ım, ismin aldım kaleme,
Biz de razı olduk Hak'tan gelene.
Gösteren değil mi cümle aleme?
Cümlenin muradın verir sabahtan.
Pir Sultan Abdal
GİTTİM SEYREYLEDİM FELEK İÇİNİ
Gittim seyreyledim felek içini,
Bunda aşıklara seyran kalmamış.
Elinden aldırmış gevherin hasın,
Bunda dertlilere derman kalmamış.
Evlerinin duvarları delinmiş,
Harami girmiş, kumaşı alınmış.
Aliminden gayrı alim bulunmuş,
Üstat yapısından yapı kalmamış.
Burca vermiş çiçek gibi yetmişsin,
Varmış muhabbete gönül katmışsın.
Farımış da sonra inkar etmişsin,
Pirlerin ceminde yerin kalmamış.
Kahreylemiş ense yana bakmışsın,
Şeytanların sen kalbine değmişsin.
Aşna ile müsahibin yıkmışsın,
Hakk'ın divanında yerin kalmamış.
Yârla ettiğim ahd ü aman n'oldu?
Arada söylenen nefesler kaldı.
Yola hayıf geldi, emek zay oldu,
Gidelim Pir Sultan, kimse kalmamış.
Pir Sultan Abdal
DELİ GÖNÜL BULANMIŞSIN NE ACEP
Deli gönül bulanmışsın ne acep?
Çek bu sefineyi bir göl üstüne.
Âlemi bürünmüş hubların aşkı,
Bülnbüllerin medhi hep gül üstüne.
Yetmiş bin deryada yetmiş bin perde,
Onun da kilidi bir gerçek erde.
Erenler oynuyor bir gizli sırda,
Onu da faş etmem şu il üstüme.
Müşkül halletmeye mürşit gerektir,
Kamil mürşit yerden göğe direktir.
Yüküm ağır, menzilimiz ıraktır,
Dökme yüklerini sen yol üstüne.
Yemen ikliminden bir yiğit geldi,
Ali'ye razını söyledi güldü.
Bir gecede yedi aylık yol aldı,
Ali bindird'onu Düldül üstüne.
Tarikat şeriat Mahammed Ali,
Gönül Kabe'sinden açtılar yolu.
Zahidin nesi var şunda hey deli?
Kamusu bizimdir bir al üstüne.
Kimi Naci okur, danışman hacı,
Kimi yolu bilmez urunur tacı.
Pir Sultan dede'm de kemter duacı,
Hızır ilmin okur bir dal üstüne.
Pir Sultan Abdal
BİR GÜL İLE GÜLİSTANI SEYRETTİM
Bir gül ile gülistanı seyrettim,
Seher yelleriyle esen Ali'dir.
Muhammed kılavuz Mahşer yerinde,
İslâmın sancağın çeken Ali'dir.
Dayanı gör kardaş gönül gücüne,
Azığın yok mudur ahret göçüne?
On'ki İmam gibi Cennet içine,
Ab-ı Kevser ile akan Ali'dir.
Bindiler Düldül'e Şarka gittiler,
Horasan şehrine akın ettiler.
Müminlerin feryadına yettiler,
Mervan'ı Yezit'i basan Ali'dir.
Münkirin gıdası Hak'tan kesildi,
Nesimî yüzüldü, Mansur asıldı.
Dünya yetmiş kere doldu eksildi,
Dolduran Ali'dir, dolan Ali'dir.
Hakk'ın emri ile Cebrail indi,
İndi de Ali'nin koluna kondu.
Zülfikar kuşanıp Düldül'e bindi,
Yezid'in neslini kıran Ali'dir.
Kim dokudu bin çiçekli halıyı?
Kim diriltti bin yıl yatan ölüyü?
Kırklar meclisine gelen doluyu,
Dolduran Muhammed, içen Ali'dir.
Pir Sultan Abdal'ım ağladı güldü,
Kâbe-i Şeriften bir nida geldi.
Hakk'ın emri ile dört kitap indi,
Okuyan Muhammed, yazan Ali'dir.
Pir Sultan Abdal
BENİM HAKK'A MÜNACATIM
Benim Hakk'a münacatım,
Şah'a Padişah'a değil.
Ali Hasan'a minnetim,
Şah'a Padişah'a değil.
Hak dergâhına varırım,
Hub didarını görürüm.
Bir Allah'a yalvarırım,
Şah'a padişah'a değil.
Pir sultan'ım der: Şah'ım var,
Hızır paşa'dan ahım var.
Benim bir tek Allah'ım var,
Şah'a Padişah'a değil.
Pir Sultan Abdal
YÜKSEKLERDEN ALÇAKLARA İNDİM BEN
Yükseklerden alçaklara indim ben,
Felek şu kanadım kıraldan beri.
Aklım aldı divaneye döndüm ben,
Kudret oku elim vuraldan beri.
Şu dünyaya gelen bir bir gitmede,
Hiç eksilmez derdim, her gün artmada.
Tur Dağı tutuşmuş yanıp tütmede,
Hakk'ın didarını görelden beri.
Musa söyler idi bin bir kelamı,
Kudret eli ile çaldı kalemi.
Öküze yükletti cümle âlemi,
Dünyanın temelin kuraldan beri.
Allah'ın ansa da ağlasa kişi,
Akıtsa gözünden kan ile yaşı.
Havaya çekildi Muallak Taşı,
Muhammed Mirac'a varaldan beri.
Pir Sultan'ım ah etti de gülmedi,
Aradı derdine derman bulmadı.
Hak uğruna serin verdi dönmedi,
Ferhat şu dağları delelden beri.
Pir Sultan Abdal
YÜKSEK İSEM BEN GÖNLÜMÜ İNDİRMEM
Yüksek isem ben gönlümü indirmem,
İndirsem de ben Ali'den ayrılmam.
Azrail'i ak göğsüme kondurmam,
Kondursam da ben Ali'den ayrılmam.
Kıratım, kıratım, benli kıratım,
Arş'âlâya çıktı ünüm, fırkatım.
Kesilse kefenim, yunsa meyyitim,
Yusalar da ben Ali'den ayrılmam.
Azrail'in kılıçtandır kuşağı,
Kara toprak sır örtüsü döşeği.
Sarkıtsalar saptırmadan aşağı,
İndirseler ben Ali'den ayrılmam.
Benim gönlüm bir geyicik postunda,
Giydirmenin muradında kastında.
Teneşirin tahtasının üstünde,
Yusalar da ben Ali'den ayrılmam.
Pir Sultan'ım, kuşatsalar kuşağı,
Sarkıtsalar saptırmadan aşağı,
Yedi kat da yer yüzünden aşağı,
İndirseler ben Ali'den ayrılmam.
Pir Sultan Abdal
VEFAT ETTİM ŞU DÜNYADAN
Vefat ettim şu dünyadan,
Gidiyorum dertli dertli.
İndim türaba döşendim,
Gidiyorum dertli dertli.
Aha bak gözüm yaşına,
Dahi ne gelir başıma.
İndim musalla taşına,
Gidiyorum dertli dertli.
Musalladan kaldırdılar,
Yönüm Hakk'a dönderdiler.
Sinim Hakk'a gönderdiler,
Gidiyorum dertli dertli.
Ruhum da sinimde durdu,
Zebaniler sual sordu.
Ali'm şefaatçi oldu,
Gidiyorum dertli dertli.
Arafat kapı açtırır,
Cümlemizi Hak bitirir.
Hakk'a Fatiha götürür,
Gidiyorum dertli dertli.
Pir Sultan'ım, ne olacak?
Bizler sizlere varacak.
Şu dünyada kim kalacak?
Gidiyorum dertli dertli.
Pir Sultan Abdal
UYURKEN ÜSTÜME GELDİ ERENLER
Uyurken üstüme geldi erenler,
Gafil aç gözünü uyan dediler.
Serseri kalma bu cihan içinde,
Yürü bir mürşide hey can dediler.
Uyandım gafletten açtım gözümü,
Erenler payine sürdüm yüzümü.
Hak buyurdu ben söyledim sözümü,
Bu Hakk'ın kelamı inan dediler.
Gökten indi derler idi İsa'ya,
Zebur'u Davut'a, Tevrat Musa'ya.
Üçüncü Resul'e Fürkan dediler
Kanber önü sıra bindi Düldül'e
Pirim Hacı Bektaş Kırklar'la bile
Ab-ı Zemzem ile cümlesin sile
Bir dolu sundular iç kan dediler
Dağların deminden çekilir erler
Ördeğin arzular cevlana göller
Deryalar geçilmez bulanık seller
Kalbi pak olana umman dediler
Kalbin pak olursa var Hakk'a hoş ol,
Erenler önünde döş olma, düş ol.
Dünyanın varından vazgeç derviş ol,
Dünyada dervişe sultan dediler.
Bu derd ü belayı çeken Eyyup'tur,
Erenlerin sırrı hoş acayiptir.
Her yerde sırrını açma, ayıptır,
Gizli pinhanlara boyan dediler.
Pir Sultan düşmüşüm er sevdasına,
Âşıklar düşmesin el sevdasına.
Bir nazar kılmışım kalbim pasına,
Eğer âşık isen uryan dediler.
Pir Sultan Abdal
UĞRUMA BİR ÇIĞIR DÜŞTÜ
Uğruma bir çığın düştü,
Bir ucu mahşer içinde.
Açıldı bir şar dükkânı,
Ne ararsan var içinde.
Var dükkana pazar eyle,
Hışmından kork hazer eyle.
Aya güne nazar eyle,
Ay balkıyor nur içinde.
Ay Ali'dir, gün Muhammet,
Üç yüz altmış altı sünnet.
Balıklar da suya hasret,
Çarh dönerler göl içinde.
Ay Ali'dir, gün Muhammet,
Kılasın farz ile sünnet.
Yedi tamu, sekiz cennet,
Bülbül oynar gül içinde.
Göl içinde çarhı döner,
Susuzluktan bağrı yanar.
Müminler secdeye iner,
Seyir var seyir içinde.
Kudretten derildi arı,
Arılar çeker dizarı.
Dinle şimdi sen o zarı,
Arı oynar bal içinde.
Pir Sultan'ım, ey gaziler,
Yazıldı kara yazılar.
Talip mürşidin arzular,
Gönül oynar dil içinde.
Pir Sultan Abdal
TALİBİN ÖZÜNÜ HALLEYLE PİŞİR
Talibin özünü halleyle pişir,
Bu meydana çiğden lokma gelir mi?
Üstat nazarında tuzlanmayınca,
O lokmada lezzet karar olur mu?
Rum ili halk olmaz basılmayınca,
Hariç damarları kesilmeyince.
Gerçek senlik benlik seçilmeyince,
Hak kapısı açık ayan ayan olur mu?
Kardaş benim hatırcığım yıkıldı,
Münafık şerrinden belim büküldü.
Urum'a doğru bir ordu çekildi,
Yola giden ere menzil olur mu?
İkilik dediğin de birletilmez,
Bilirim yoluma gönül katılmaz.
Kara taştan cevher alıp satılmaz,
Kamil olan kardaş n'eyler olur mu?
Pir Sultan'ım eydür: Dostla görüştük,
Mürşit nazarında ikrar veriştik.
Bir karındaş düşse hemen yetiştik,
Düşen kardaş kalkar, kalkmaz olur mu?
Pir Sultan Abdal
ŞECAATİN VARSA KALBİNDE SAKLA
Şecaatin varsa kalbinde sakla,
Nasihatim dinle, sakın gururdan,
Bir işin önünden sonunu yokla,
Nasihatim dinle, sakın gururdan.
Hünerin var ise kendini devşir,
Söyleyecek sözü kalbinde pişir.
Ululuk büyüklük Hakk'a yaraşır,
Nasihatim dinle, sakın gururdan.
Hatırın yıkarlar hatır yıkınca,
Gözyaşı yeğlenmez taşıp akınca.
El elden üstündür arşa erince,
Nasihatim dinle, sakın gururdan.
Oku asılanın yayı yasılır,
Gaziler kılıcı Arş'a asılır.
Gurur ile kahramanlar basılır,
Nasihatim dinle, sakın gururdan.
Pir Sultan'ım, ulular izin izle,
Kemliği terkeyle, iyliği gözle.
Hasmın karıncaysa merdane gözle,
Nasihatim dinle, sakın gururdan.
Pir Sultan Abdal
MÜZİK
Eskiden şarkılar ve türküler plaklara kaydediliyor, gramofonlarla dinleniyordu. Sonra da plak çalan pikaplar piyasaya çıktı. Daha sonra teyplerle dinlenebilen kaset devri başladı. En sonunda CD ve MP3 furyası başlayınca kasetlerin papucu dama atıldı. Teknoloji gelişince müzik aletlerini taklit eden orglar çıktı. Cep telefonuyla bile kaliteli videolar çekilmeye başladı.
Ünlü bir ses sanatçısı olmanın yolu tesadüflere bağlıydı. Siz inşaatta harç kararken, tuğla taşırken, demir bağlarken türkü veya şarkı söylersiniz. Sesiniz ne kadar güzel olursa olsun; bir müzik yapımcısının dikkatini çekerseniz ünlü oluyordunuz. Bu da Milli Piyango'da büyük ikramiyenin size çıkması gibi bir şeydi.
Günümüzde ise ünlü bir ses sanatçısı olmanın yolu YouTube'dan geçiyor. Kendinizi şarkı, türkü söylerken videoya çekiyorsunuz ve YouTube'a yüklüyorsunuz. İzlenme sayısında patlama olursa: Ünlü oluyorsunuz.
Düğünlerde şarkı, türkü ve oyun havaları çalan piyanist şantörler bile YouTube sayesinde dünya çapında tanınır oldu.
Ne yazık ki sağlığında değeri bilinmeyen bazı ses sanatçılarımız vefat ettikten sonra YouTube sayesinde ünlü oldu.
Şimdi gelelim esas konuya: Sesiniz çok güzel. Söylediğiniz şarkı veya türkü de güzel. Ama teknik açıdan zayıfsa: Yaptığınız videonun müziği kulakları tırmalar.
Bazı şarkılar, türküler ve onlara ses veren sanatçılar vardır. Bunlar zaman geçtikçe yıllanmış şarap gibi değerlenir. Ama o eserler zamanla aşınır ve o sesi dinlemek zor olur.
Aşınmış eserleri teknik açıdan düzeltmek mümkündür.
İşte bu YouTube kanalı aşınmış eserlerin ses izlerini aslına sadık kalarak onarmaktadır.
Bu YouTube kanalının işi: Kötü olanı iyi, iyi olanı daha iyi, güzel olanı daha güzel yapmaktır.
Teknik açıdan en kaliteli müziği dinlemek, en kaliteli sinema filmini izlemek isterseniz: Lütfen YouTube kanalıma abone olunuz.
POPÜLER YAYINLAR
-
Aç artık dost kollarını, Gel ey dostum yavaş yavaş. Yol karanlık gözüm görmez, Gel ey dostum yavaş yavaş. Dardayım gel artık ulaş, Muhabbet...
-
Açıldı cennet kapısı, Lal-ü gevherdir yapısı. Kıldan incedir köprüsü, Geçebilirsen gel beri. Canımız melek canıdır, Tenimiz Selman tenidir....
-
Gel benim sarı tamburam, Sen ne için inilersin? Içim oyuk, derdim büyük, Ben anın'çin inilerim Koluma taktılar teli, Söyletirler bin bir...
-
Gelin canlar bir olalım, Münkire kılıç çalalım, Hüseyn'in kanın alalım, Tevekkeltü taalallah. Özü öze bağlayalım, Sular gibi çağlayalım,...
-
Seyran edip şu alemde gezerken, Ah bana bir kanlı zalimden oldu. Yine dilim ile düştüm belaya, Sabır edemeyip dilimden oldu. Dedem bahçesini...
-
Gurbet elde bir hal geldi başıma, Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir. Derman arar iken derde düş oldum, Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir. Huma kuş...
-
Gelin özümüze sitem edelim, Hile ile huda ile hal olmaz. Hakkın divanına nice gidelim, Hak katında yalan söze yer olmaz. Yine gerçeklerden a...
-
On iki İmam'a uyanlardanız, Hakka doğru gider bu yollarımız. Biz Âl-ü evlâdı sevenlerdeniz, Hergün tesbih eder bu dillerimiz. Biatımız a...
-
Kul olayım kalem tutan ellere, Katip arzuhalim Şah'a böyle yaz. Şekerler ezeyim şirin dillere, Katip arzuhalim Şah'a böyle yaz. Alla...
-
Hu diyelim gerçeklerin demine, Gerçekierin demi nurdan sayılır. On'ki imam katarına düzülen, Muhammet Ali'ye yardan sayılır. İhlas i...









