Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

BİR ÇOCUK DA ANASINDAN DOĞUNCA

Bir çocuk da anasından doğunca,
Bedenini pişirmeye tuz ister.
Üryan büryan ortalıkta kalınca,
Setirini örtünmeye bez ister.

Konla sudan gelir onun gıdası,
Nasibini veren Barı Huda'sı.
Beşiklere beler onun anası,
Akşam sabah emzirmeye yüz ister.

Bir yaşında ürüm ürüm ürünür,
İkisinde sürüm sürüm sürünür.
Üç yaşında adım adım yürünür,
Dört yaşında söylemeye söz ister.

Beş yaşında dili civan sevişir,
Altısında uşağınan döğüşür.
Yedisinde dişlerini değişir,
Sekizinde her gediğin düz ister.

Dokuzunda olur bir tosun maya,
Onunda da benzer kaşları yaya.
Onbirinde başı girer sevdaya,
Onbeşinde ala gözlü kız ister.

Yirmisinde akıl baştan savrulur,
Otuzunda vursa dağa devrilir.
Kırk yaşında akıl başa çevrilir,
Ellisinde avın olmış baz ister.

Altmışında iner bir merdivenden,
Yetmişinde binse düşer duvardan.
Sekseninde su getirmez pınardan,
Doksanında döşeğini düz ister.

Pir Sultan Abdal bu söz hepimize,
Tonus girinceye belki de yaza.
Yüz yaşında ölümünü gözede,
Zemheriyi çıkarmaya yaz ister.

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü