Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

ÇEKİLSE BAYRAKLAR DÖĞÜŞ KURULSA

Çekilse bayraklar, döğüş kurulsa,
Şahımız da kol kol olsa yürüse,
Eğer din-İslam'da kuvvet var ise,
Muhammed Mustafa Ali gel yetiş.

Lavunları bağladılar nazıra,
Sığınalım Yaradan'a hızar'a.
Gedik Paşam bel bağlamış vezire,
Cezayirli Hasan Paşam gel yetiş.

Sekiz bin Arnavut, dokuz bir Tatar,
Kimi gülbek çeker, kimi ok atar.
On iki bin serdar elinde teber,
Yüz bin urum eri cara gel yetiş.

Hani bizim ile lokma yiyenler?
Yiğin atıma binip kürküm giyenler.
Sen ölmede ben ölürüm diyenler,
Kara donlu Polat Paşam gel yetiş.

Pir sultan Abdal'ım varımız deyü,
Bu meydanda gitsün serimiz deyü,
Çağrışır beyimiz Pirimiz deyü,
Hacı Bektaş, Balım Sultan gel yetiş.

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü