Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

BEN HOCAMDAN BÖYLE ALDIM DERSİMİ

Ben hocamdan böyle aldım dersimi,
Okur idim elif diye, be diye.
Kimse bilmez şu cihanın harfinden,
Ta ezelden çağırırım Hû diye.

Oğul ıssız iken, üzüm çoğ iken,
Davut sofra iken, bıçak yoğ iken,
İsmal'e inen kurban sağ iken,
Kime dedi şu lokmayı ye diye?

Kimi azarlayıp, kimi kakıdır,
Kimine ders verir, kimin okutur.
Kime dedi meydan kimin hakkıdır?
Kime dedi şu meydanı yu diye?

Fatma Ana Şah Ali'nin gelini,
Miraç'a inerken öptü elini.
Haksızlara koklatmazdı gülünü,
Muhamed'in bergüzarı bu diye.

Pir Sultan'ım şunda bir dolu içti,
İçti o doluyu serinden geçti.
Aşkın ateşine yandı tutuştu,
Kemiğim hâl oldu, ilik su diye.

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü