Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

ALİ'M GELİR DİYE KARŞI GİDERLER

Ali'm gelir diye karşı giderler,
Ali'nin Düldül'ün bin de göreyim.
Bindiği Düldül'ün mehdin ederler,
Ali'nin Düldül'ün bin de göreyim.

Ayağına altın nallar çaktırmış,
Gözlerine yeşil sürme çektirmiş.
Üzengisin cevahirden yaptırmış,
Ali'nin Düldül'ün bin de göreyim.

Kuduretten gem vurulmuş başına,
Lezzet vermiş dudağına dişine.
Bir nur doğmuş eğerinin kaşına,
Ali'nin Düldül'ün bin de göreyim.

Üstüne binersen yükseğe basar,
Bir dizgin eylesen yel gibi eser.
Nice kafirlerin kellesin keser,
Ali'nin Düldül'ün bin de göreyim.

Pir Sultan Abdal'ım, dengi bulunmaz,
Bin konaklık yere gitse yorulmaz.
Kısmet olsa havalarda görünmez,
Ali'nin Düldül'ün bin de göreyim.

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü