Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

BEN BİLEMEM

Sar'öküzü benden sual sorarlar,
Ben bilemem, bilenlere sorayım.
Şu dünyayı uçtan uca ararlar,
Ben bilemem, bilenlere sorayım.

Dünyayı üstüne kurdu hu deyü,
Öküzün başının altı su deyü.
Şu dünyanın damızlığı ne deyü?
Ben bilemem, bilenlere sorayım.

Hindistan'a indi öküzün dili,
Kabe'yi sırtında getürür beli.
Evveli Muhammet, ahiri Ali,
Ben bilemem, bilenlere sorayım.

Kuyruğunu gördüm Yemen ilinde,
Nurdan taç başında, kemer belinde,
Muhammet kalbinde, Ali dilinde,
Ben bilemem, bilenlere sorayım.

Mağripten maşrıka dünyanın ucu,
Sarraf olan bilir altını, tucu.
Yalan imiş şu dünyanın sonucu,
Ben bilemem, bilenlere sorayım.

Gün doğunca boynuzuna nur düşer,
Bir yandan doğar da, bir yandan aşar.
Çiftçisi kim imiş, çifte kim koşar?
Ben bilemem, bilenlere sorayım.

Pir Sultan Abdal'ım yazmış, göndermiş,
Yedi yerden suyun vermiş, kandırmış,
Yönünü de Hak'tan yana döndermiş,
Ben bilemem, bilenlere sorayım.

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü