Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

ALİ ALİ DER DE DÖNERSİN DOLAP

Ali Ali der de dönersin dolap,
Ne inlersin dolap, derdin nerende?
Yârdan mı ayrıldın, yoksa ilinden?
Ne inlersin dolap, derdin nerende?

Dolap Hak dedi de indi ırmağa,
İmamlara cehd etti su vermeğe.
Muhammed'in hub cemalin görmeğe,
Ne inlersin dolap, derdin nerende?

Sana bir ustanın eli mi değdi?
Yoksa bir hoyratın dili mi değdi?
Yaz bahar ayının seli mi değdi?
Ne inlersin dolap, derdin nerende?

Kim kesti getirdi seni yerinden?
Dağlar taşlar inileşir zarından.
Seni kim ayırdı nazlı yârından?
Ne inlersin dolap, derdin nerende?

Sana "Durma, dön!" mü dedi üstadın?
Dağı taşı yıkar senin feryadın.
Dönerken taşı mı deldi hoyradın?
Ne inlersin dolap, derdin nerende?

Böyle m'olur âşık hali ahvali?
Vardı gamzelerin ırganır dalı.
Şimdi sema döner Urum abdalı,
Ne inlersin dolap, derdin nerende?

Pir Sultan Abdal'ım, aşka mı uydun?
Yoksa nazlı yârdan haber mi duydun?
Yârdan mı ayrıldın, ne idi derdin?
Ne inlersin dolap, derdin nerende?

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü