Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

BU YIL BU DAĞLARIN KARI ERİMEZ

Bu yıl bu dağların karı erimez,
Eser bâd-i sabâ yel bozuk bozuk.
Türkmen kalkıp yaylasına yürümez,
Yıkılmış aşiret il bozuk bozuk.

Kızılırmak gibi çağladım aktım,
El vurdum gögsümün bendini yıktım.
Gül yüzlü ceranın bağına çıktım,
Girdim bahçesine gül bozuk bozuk

Elim tutmaz güllerini dermeye,
Dilim tutmaz hasta hâlin sormaya.
Dört cevabın mânasını vermeye,
Sazım düzen tutmaz tel bozuk bozuk.

Pir Sultan'ım yaratıldım kul diye,
Zalim pasa elinden mi öl diye?
Dostum beni ısmarlamış gel diye,
Gideceğim amma yol bozuk bozuk.

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü