Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

ÇIKTIM YÜCESİNE SEYRAN EYLEDİM

Çıktım yücesine seyran eyledim,
Gönül eğlencesi küstü bulunmaz.
Dostlar bizden muhabbeti kaldırmış,
Hiçbir ikrarında ahdi bulunmaz.

Zülüflerin top top olmuş cığalı,
Rakiplerin Hak' tan olsun zevali.
Bir günahkar oldum doğdum doğalı,
Günahkar kulun dostu bulunmaz.

Hani benim ile lokma yiyenler?
Başı canı dost yoluna koyanlar.
Sen ölmeden ben ölürüm diyenler,
Dostlar da geriye kaçtı bulunmaz.

Yine kırçalandı dağların başı,
Durmadan akıyor gözümün yaşı.
Vefasız münafık naşıdır naşı,
Hakikat deminde desti bulunmaz.

Bizde gezer idik irfanda, sazda,
Bizde bulunurduk cemde niyazda.
Bize de gel oldu kanlı Sivas'ta,
Hızır paşa bizi astı bulunmaz.

Pir Suttan Abdal'ım, destim damende,
İsmim Koca Haydar, neslim yemende.
Garip başa bir hal gelse zamanda,
Orda her kişinin dostu bulunmaz.

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü