Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

DOSTUN BAHÇESİNE BİR HOYRAT GİRMİŞ

Dostun bahçesine bir hoyrat girmiş,
Korudur hey benli dilber korudur.
Gülünü dererken dalını kırmış,
Kurudur hey benli dilber kurudur.

Hangi dinden isen ona tapayım,
Yarın mahşer günü bile kopayım.
Eğil bir yol ak gerdandan öpeyim,
Beri dur hey benli dilber beri dur.

Dervişe ne olsa kendi tacından,
İrakibe ölüm yare gecinden.
Benim benzim bir güzelin ucundan,
Sarıdır hey benli dilber sarıdır.

Bu meydanda serilidir postumuz,
Çok şükür Mevla'ya gördük dostumuz.
Bir gün kara toprak örter üstümüz,
Çürüdür hey benli dilber çürüdür.

Kendisi okur da kendisi yazar,
Hak hilal kaşına eylemiş nazar.
Senin akranların cennette gezer,
Huridir heyhey benli dilber huridir.

Pir Sultan Abdal’ım başından başlar,
İyisini alır, kötüsün taşlar.
Bin çiçekten bir kovana bal işler,
Arıdır hey benli dilber arıdır.

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü