Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

YÖNÜMÜ DÖNDERDİM SARI SULTAN'A

Yönümü dönderdim Sarı Sultan'a,
Ali muradımız vere sabahtan.
Yüzümü süreyim Seyyit Battal'a,
Münkire Zülfikar çala sabahtan.

Bülbülüm bahçende gülşene kondu,
Hüzeyin Hak için serini verdi.
Doldurdu da bize bir dolu sundu,
Ol Hızır'ın yeşil eli sabahtan.

Havarici dinden eden nisbettir,
Taç vuruldu bize yeşil kisvettir.
Mümine Cennet'te nasip kısmettir,
Açılır Cennet'in gülü sabahtan.

Kul olanda Eyyüp gibi derd olur,
Perşembe günleri ismi vird olur.
Anında Cennet'te yurdu bell'olur,
Hakk'ı ivird eyler dili sabahtan.

Pir Sultan Abdal'ım, Ali görünür,
Kul olanlar yüzün üstü sürünür.
Her ne dersen bu ednada bulunur,
Ali muradımız vere sabahtan.

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü