Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

YALAN DÜNYA SANA BEL Mİ BAĞLARIM

Yalan dünya sana bel mi bağlarım?
Hani benim önüm sıra gelenler?
Ölüm var derlerdi, ben inanmazdım,
Duydum essah imiş öldü diyenler.

Yaratmıştır insan ile hayvanı,
İnsanda emanet koydu bu canı.
Üç yüz altmış altı peygamber hani?
Bizi kor mu ya onları alanlar?

Şöyle bir günahkar kul türemişem,
Bilemem feleğe ben n'eylemişem?
Feleğin burcunu çok aramışam,
Bel mi bağlar şu dünyayı görenler?

Pir Sultan Abdal'ım gezerek gelir,
Elinde defteri yazarak gelir.
Sıra dolanarak bize de gelir,
Ölmez imiş bizim için ölenler.

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü