Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

ŞU KARŞIKİ KARLI DAĞI GÖRDÜN MÜ

Şu karşıki karlı dağı gördün mü?
Rüzgârını bulmuş eriyip gider.
Akan sularıdan ibret aldın mı?
Yüzünü yerlere sürüyüp gider.

Sürünün önünde giden avcılar,
Sıcak sıcak günde yakar güneşler.
Evvel zaman yemiş veren ağaçlar,
Onlar da kalmamış kuruyup gider.

Kadirsin Allah'ım sen de kadirsin,
Üstümüze dört direkli çadırsın.
Çağırdığımız yerde hazır nazırsın,
Cümlemiz üstüne yürüyüp gider.

Bizim deryamız derindir boylanmaz,
Bin nasihat etsen biri dinlenmez.
Gidi merkep hiçbir yere bağlanmaz,
Başında yuların sürüyüp gider.

Pir Sultan'ım söyler sözü özünden,
Aşıksın sakınır iki gözünden.
Olur olmaz münkirlerin sözünden,
Eksilmez gölümüz kuruyup gider.

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü