Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

ŞU KARŞI YAYLADA BİR KEKLİK ÖTER

Şu karşı yaylada bir keklik öter,
Pirimin sevdası burnumda tüter.
Bir ayrılık vardır ölümden beter,
Gelin rıza ile gönderin bizi.

Benim pirim yücelerde oturur,
Bu muhabbet tez ayrılık getirir.
Her gördükçe benim aklım yitirir,
Gelin rıza ile gönderin bizi.

Ben gidersem yaşın yaşın ağlama,
Ciğerciğin aşk oduna dağlama.
Kalktı nasibimiz bizi eğleme,
Gelin rıza ile gönderin bizi.

Gidersem bu yerler size yurd olsun,
Ara yerin münafıkı kurt olsun.
Ben gidiyom yüreğine dert olsun,
Gelin rıza ile gönderin bizi.

Pir Sultan Abdal'ım, nerden aşalım?
Aşalım da dost köyüne düşelim.
Çok tuz etmek yedik, helallaşalım,
Gelin rıza ile gönderin bizi.

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü