Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

NACİ DERLER BİR GÜRUHA UĞRADIM

Naci derler bir güruha uğradım,
Güzel Şah'ım yarlıgasın onları.
Muhabbet ettik, iradet getirdik,
Onlar bizi sevdi biz de onları.

Durdukları irfan bağ ile bostan,
Silinmiş kalpleri gümandan pastan.
Var onun gümanı haman bir dosttan,
Arı gibi vızılaşır canları.

Cümle bir gerçeğe demişler beli,
Tesbihleri Allah, Muhammet Ali.
Meşrebi Hüseyni ismi mevali,
Hüseyin aşkına çıkar kanları.

Bir nefesten bir imama uyuldu,
Birinin nefesi bine sayıldı.
Kaynayuban birbirine koyuldu,
Hüseyin aşkına akar kanları.

İstemem Cennet'i, göster didarı,
Hulk-ı Muhammed'den almış kemali.
Secdeye inmeden okur duayı,
Aşıklar didara dönmüş yönleri.

Sırat'ı Mizan'ı anda geçtiler,
Benlik kalesini bunda yıktılar.
Al geydiler, yaslarından çıktılar,
Geceleri bayram kadir günleri.

Pir Sultan Abdal'ım, gerçektir meydan,
Özünü saçmıştır sıfat-ı Şeytan.
Esrimiş Kırklar'ın içtiği meyden,
Güzel Şah'tan koku duymuş canları.

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü