Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

MUHAMMET ALİ'NİN ELİ DEĞİL Mİ

Muhammed Ali'nin eli değil mi?
Hak bilip tuttuğum el bana yeter.
Bu yolun sahibi Ali değil mi?
Ali'nin kurduğu yol bana yeter.

Hep kardaşlar muratların alırsa,
Her biri cihanın kutbu olursa,
Mürşidin elinden her ne gelirse,
Sunduğu zerh ise bal bana yeter.

İki yüzlü, iki dilli olanlar,
İki pirli, iki yollu olanlar,
Anlar dahi kelptir lanet alanlar,
Pire doğru gelen kul bana yeter.

Mürşid-i kamilden terbiye alan,
Üstadın hasılı gönülde olan,
İcazet verilip ezeli gelen,
Beyden gelen beydir bil bana yeter.

Kamile varmadan kamil olunmaz,
Her mürşit olanda kemal bulunmaz.
Nefsin bilmeyince Halık bilinmez,
Okuduğun cim'se dal bana yeter.

Yeter bana ol pirimin kemali,
Celali içinde vardır cemali.
N'eylerim âlemi, n'eylerim malı?
Mürşidimden olan hal bana yeter.

Pir Sultan damenin tuttunsa erin,
Hakk'ın rızsıdır rızası pirin.
Mürşidin gönlünde var ise yerin,
Beytullah değil mi, ol bana yeter.

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü