Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

MESCİDİM MİHRABIM ÜSTAD İŞİDİR

Mescidim mihrabım üstad işidir,
Yola secde kılmak farz oldu bize.
Bir musahip gerek yola gitmeğe,
Evliya buyruğu arz oldu bize.

Pir eşiği Kabe, Muhammet mihrap,
Özün turap eyle dört kapını yap.
Şu dünya fanidir hem hane harap,
Güvenme faniye bahara yaza.

Cehd eyle halini yoluna uydur,
Yoluna uymazsa emeğin zaydır.
Nefsine cellat ol canına kıydır,
Açılsın güllerin hem taze taze.

Ser nedir muhabbet canım arzular,
Yol içinde hesap çoktur gaziler.
Derdim çoktur, yarelerim sızılar,
Er olan dayanır bal ile tuza.

Pir Sultan Abdal'ım yola gelince,
Yolda varlığını ele alınca,
Dört kapıya kırk makama erince,
Kim bahane bulur şol kamil söze.

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü