Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

GÖNÜL NE DURURSUN ELDEN GELDİKÇE

Gönül ne durursun elden geldikçe?
Yine bir mürşide varmadan olmaz.
Aman mürvet deyü sen de yüzünü,
Yine bir mürşide varmadan olmaz.

Mürşidini bulur gezen arayı ,
Kırklar arasında bulur çâreyi.
Ne kadar okursan aktan karayı,
Yine bir mürşide varmadan olmaz.

Bu dünyada sen çok yaşlar yaşarsın,
Bilip dört kitabın dersin açarsın.
Her harfine bin bir mânâ verirsin,
Yine bir mürşide varmadan olmaz.

Halil Kâbe yaptı oldu ya delil,
Vardı varan, kaldı varmayan melil.
Muhammet’e rehber oldu Cebrail,
Yine bir mürşide varmadan olmaz.

Pir Sultan’ım, bu durakta dur dedi,
Hazret-i Muhammet Ali er dedi.
Bunu bilmeyenin işi zor dedi,
Yine bir mürşide varmadan olmaz.

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü