Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

GEL BERİ GEL ŞU MEYDANI BİLİRSEN

Gel beri gel şu meydanı bilirsen,
Yedi kere konup göçen Ali'dir.
Şu meydandan eğer haber sorarsn,
Hak ile batını seçen Ali'dir.

Hak dostudur şu meydanı getiren,
Sofra kurup hep açları doyuran.
Peygamber'in köşkünde de oturan,
Müminlere Hû yetiren Ali'dir.

Kim uyardı seksen yıllık ölüyü?
Kim dokudu bin çiçekli halıyı?
Kırklar meydanında bir kez doluyu,
Serverle nuş edip içen Ali'dir.

Haydar Zülfikar'ı kına takınca,
Bir saatte bir menzile yetince,
Kendi kendin mancınıktan atınca,
Yine pervaz vurup uçan Ali'dir.

Pir Sultan'ım, şu meydana erince,
Şükreyleyip Resullah'a gelince,
Hak eyvallah deyip dara durunca,
Cümle günahlardan geçen Ali'dir.

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü