Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

ENEL HAK DEDİK DE ÇEKİLDİK DARA

"Enel Hak" dedik de çekildik dara,
Edep erkan bize doğru yol oldu.
Sorgucular geldi sual sormaya,
Yardımcımız Şah-ı Merdan Al'oldu.

Kıldan köprü kurmuş, gel de geç deyi,
Pirim bana dolu verdi iç deyi.
Arkamdan bir el vurdu uç deyi,
Üstüne uğradım tozlu yol oldu.

Bir kapı açıldı, içeri girdim,
Bir ayak üstünde bin saat durdum.
Mizan terazisin ben orda gördüm,
Eridi kemiğim, ilik hall'oldu.

Dara durdu meleklerin hepisi,
Ona secde kıldı mümin tapusu.
Karşımda açıldı cennet kapısı,
Hakk'ın emri ile bize gel oldu.

Pir Sultan'ım der ki: Şahların şahı,
Yüzüne nur doğmuş Ali'nin mahı.
Ben pirimi gördüm, dönmem bir dahi,
Durağımız ab-ı Kevser göl oldu.

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü