Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

EĞER DOST IRMAĞIN GÖZÜN ARARSAN

Eğer dost ırmağın gözün ararsan,
Serçeşme'den gelir suyun durusu.
Ali Muhammet'tir Muhammet Ali,
İkisi de bir elmanın yarısı.

Ali'm engür ezdi kırklar da içti,
Kırkı da mest oldu kendinden geçti.
Muhabbetin kapısını kim açtı,
Cümlesi de bir ikrarın çerisi.

Ali'm yola gider menzili keser,
Sofi nerde olsa yalanı basar.
Bir kale yaptırmış on iki hisar,
Sor nedendir duvarının örüsü.

Dört kapısı vardır kırk da dükkanı,
Üçyüz altmış altı gevher madeni,
On yedi kişidir alıp satanı,
Cümlesinin sarrafıdır birisi.

O kalenin bedenine kuş konar,
Kanadı üstünde kandiller yanar.
Pir Sultan Abdal'ım secdeye iner,
Aşık oldum gitmez benzim sarısı.

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü