Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

DÜN MÜ BURDA İDİN BUGÜN MÜ GELDİN

Dün mü burda idin, bugün mü geldin?
Ötme garip bülbül bağrımı deldin.
Eşimden ayrıldım, ben burda kaldım,
Yad avcılar urdu telli turnamı.

Aşk eseri düştü, kaynadım çoştum,
Yüksekten uçarken alçağa düştüm,
Eşimden ayrıldım, ben burda şaştım,
Yad avcılar urdu telli turnamı.

Gitme turnam gitme dağlar dumandır,
Bizi derde salan ikrar imandır.
Eşinden ayrıldın halin yamandır,
Yad avcılar urdu telli turnamı.

Turnam ne gezersin dağlar salında?
Hak Muhammet Ali virddir dilinde.
Musahibim kaldı Kenan ilinde,
Yad avcılar urdu telli turnamı.

Pir Sultan Abdal'ım, bile mi olur,
Vadeye sala yok akıbet gelir.
Herkesin gönlünü kendisi bilir,
Yad avcılar urdu telli turnamı.

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü