Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

GÖNÜL AHVALİMİ NİÇİN BİLMEZSİN?

Gönül, niçin ahvalimi bilmezsin?
Yürekte yaralar türlü türlüdür.
Öğüt versem, öğüdümü almazsın,
Yürekte yaralar türlü türlüdür.

Esme zülüflerin yellere karşı,
Bülbül figan eder güllere karşı,
Gel beni ağlatma ellere karşı,
Yürekte yaralar türlü türlüdür.

Ah n'eyleyim karşımızda ölüm var,
Ölüm dedikleri kanlı zalim var.
Ne ağlayıp ne gülecek halim var,
Yürekte yaralar türlü türlüdür.

Pir Sultan Abdal'ım, ben de böyleyim,
Emir Hak'tan geldi, kime ne deyim?
Derdim çoktur, hangi birin söyleyim?
Yürekte yaralar türlü türlüdür.

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü