Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

GELMİŞ İKEN BİR HABERCİK SORAYIM

Gelmiş iken bir habercik sorayım,
Niçin gitmez Yıldız Dağı dumanın?
Gerçek erenlere yüzler süreyim,
Niçin gitmez Yıldız Dağı dumanın?

Alçağında al kırmızı taşın var,
Yükseğinde turnaların sesi var.
Ben de bilmem ne talihsiz başın var,
Niçin gitmez Yıldız Dağı dumanın?

Benim Şah'ım al kırmızı bürünür,
Dost yüzün görmeyen düşman bilinir.
Yücesinden Şah'ın ili görünür,
Niçin gitmez Yıldız Dağı dumanın?

El ettiler turnalara, kazlara,
Dağlar yeşillendi döndü yazlara.
Çiğdemler taşınsın söylen kızlara,
Niçin gitmez Yıldız Dağı dumanın?

Şah'ın bahçesinde gonca gül biter,
Anda garip garip bülbüller öter.
Bunda ayrılık var ölümden beter,
Niçin gitmez Yıldız Dağı dumanın?

Ben de bildim şu dağların şahısın,
Gerçek erenlerin nazargâhısın,
Abdal Pir Sultan'ın seyrangâhısın,
Niçin gitmez Yıldız Dağı dumanın?

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü