Uyur idik uyardılar, Diriye saydılar bizi. Koyun olduk ses anladık, Sürüye saydılar bizi... Sürülüp kasaba gittik, Kanarada mekân tuttuk, Didar defterine yettik, Ölüye saydılar bizi... Hâlimizi hâl eğledik, Yolumuzu yol eyledik, Her çiçekten bal eyledik, Arıya saydılar bizi... Hak divanına dizildik, Aşk defterine yazıldık, Bal olduk şerbet ezildik, Doluya saydılar bizi... Pir Sultan Abdal'ım şunda, Çok keramet var insanda, O cihanda bu cihanda, Ali'ye saydılar bizi...

DERDİM ÇOKTUR, HANGİSİNE YANAYIM?

Derdim çoktur, hangisine yanayım?
Yine tazelendi yürek yarası.
Ben bu derde kimden derman umayım?
Meğer şah elinden ola çaresi.

Türlü libas giymiş gülden naziktir,
Bülbül çevreyleme güle yazıktır.
Çok hasretlik çektim, bağrım eziktir
Güle güle gelir canlar paresi.

Benim uzun boylu servi çınarım,
Yüreğime bir od düştü yanarım.
Kıblem sensin, yüzüm sana dönerim,
Mihrabımdır iki kaşın arası.

Güzel ile muhabbete doyulmaz,
Muhabbetten kaçan insan sayılmaz.
Münkir üflemekle çırağ söyünmez,
Tutuşunca yanar aşkın çırası.

Pir Sultan'ım, katı yüksek uçarsın,
Selâmsız sabahsız gelir geçersin.
Dilber, muhabbetten niçin kaçarsın?
Böyle midir ilinizin töresi?

Pir Sultan Abdal

0 yorum:

ANTOLOJİ

Toplam Sayfa Görünümü